İclal : İçme, bir şey içilirken alınan tat. Bir defada içilecek kadar, yudum.
İdil : İçten, saf aşk. Kır hayatını anlatan aşk şiiri. Rusya'daki Volga Irmağı'na Türkler'in verdiği isim.
İklim : Hava koşulları.
İmge : Düş, hayal, görüntü, tasarım.
İnci : İstiridye ve benzeri kabuklu deniz hayvanlarının içinden çıkan, süs eşyası olarak kullanılan, sedef renginde, çok değerli, yuvarlak ve sert tanecik. Küçük güzel iş.
İpek : İpekböceğinin kozasından çıkarılan çok ince parlak tel; bu tel ile dokunan kumaş. İnce ve yumuşak tenli.
İrem : Ok atılan hedef tahtası. Bir müzik aleti. Ad: kavmi zamanında yapılıp düzenmiş ünlü bir bahçe.
İzel : El izi.

İlhan : Bir ülkenin yöneticisi, başı. Cengiz İmparatorluğu'nun dört parçaya ayrılmasından sonra başbuğ.
İlker : İlk doğan çocuk için verilen bir ad.
İlter : İli, toprağı savunup koruyan kişi.
İnal : İnanılan, sır verilen. Han, şah.
İnanç : Bir düşünceye sistemli bir şekilde bağlı olmak.
İrfan : Bilme, anlayış, seziş. Bu yolla elde edilen olgunluk. İlahi sırlara ulaşma. Kültür.
İskender : İnsanları savunan. Makedonya Kralı ünlü komutan. (MÖ 356-323)
İstemihan : Göktürk Devletinin kurucusu. Bulin Kağan'ın kardeşi.

İnan : Kanı, güven. Doğruluğuna inanmak.
İzzet : Büyüklük, yücelik. Değer, onur, güç. Saygı.